İnsan neslinin geleceğini tehdit eden Y kromozomunun yok olma tehlikesine karşı Japon bilim insanları heyecanlandıran bir keşfe imza attı. Dikenli sıçanları inceleyen araştırmacılar, erkek cinsiyetini belirleyen yeni bir genetik mekanizma tespit etti.
İnsanlarda erkek cinsiyetini belirleyen Y kromozomu tam 166 milyon yıldır kademeli olarak eriyor. Evrimsel süreçte 850 genini kaybeden kromozomda bugün sadece 55 gen kaldı.
Bilim insanları kalan genlerin de mevcut erime hızıyla 11 milyon yıl içinde tamamen kaybolacağını hesaplıyor. Y kromozomunun yok olması, teorik olarak sperm üretiminin ve insan türünün sonunu getirebilir.
Japonya’nın üç adasında yaşayan ve Y kromozomu ile SRY geni bulunmayan dikenli sıçanlar bilim dünyasına ışık tuttu. Hokkaido Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Asato Kuroiwa ve ekibi, bu canlıların Y kromozomu olmadan nasıl erkek olarak doğmaya ve üremeye devam ettiğini çözdü.

3 MİLYAR BAZLI GENOMDA YENİ KEŞİF
Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada, dikenli sıçanların 3 milyar baz çiftinden oluşan genomu incelendi. Araştırmacılar sadece erkek bireylerde bulunan ve SOX9 geni yakınında yer alan 17 bin baz çiftlik yeni bir DNA duplikasyonu tespit etti.
Bu kritik bulgu, memelilerin Y kromozomu tamamen yok olsa dahi alternatif cinsiyet belirleme mekanizmaları geliştirebildiğini ilk kez kanıtladı.

DÖRT FARKLI GELECEK SENARYOSU
Uzmanlar Y kromozomunun kaybolma sürecinde insanlığı üç olası senaryonun beklediğini vurguluyor. İlk senaryoda yeni bir cinsiyet mekanizması geliştirilemezse türümüz yok olma tehlikesiyle karşılaşacak.
İkinci senaryoda, dikenli sıçanlardaki gibi yeni bir cinsiyet geni evrimleşecek ve insanlık varlığını sürdürecek. Son senaryoda ise farklı bölgelerde farklı cinsiyet mekanizmaları gelişerek birden fazla insan türü ortaya çıkacak.
Dördüncü senaryoda ise bilim insanları Y kromozomunun yok olduğu bir gelecekte laboratuvar ortamında üremenin mümkün olabileceğini belirtiyor. Gelişen kök hücre ve yapay gamet teknolojileri sayesinde dişi hücrelerinden sperm benzeri yapılar elde edilebiliyor.
Biyolojik olarak iki XX kromozomunun birleşmesiyle gebelik sağlanabiliyor. Y kromozomu bulunmadığı için bu yöntemle doğacak tüm çocukların kız bireyler olacağı öngörülüyor. Laboratuvarda gerçekleştirilen bu tür bi-maternal üreme çalışmaları, erkek geni olmadan da türün devam edebileceğine dair en güçlü teknik alternatif olarak görülüyor.
“ERKEKLİK TEK KROMOZOMA BAĞLI DEĞİL”
Keşif sadece biyolojik bir yanıt sunmakla kalmıyor, toplumsal ve kavramsal tartışmaları da beraberinde getiriyor. Araştırmacılar, erkekliğin ve toplumsal cinsiyetin yalnızca tek bir kromozoma bağlı olmadığını, doğanın alternatif yollar bulmada son derece esnek davrandığını işaret ediyor.